27 Kasım 2009 Cuma

Yaşanmış Hikayelerden Çıkan Pazarlama Dersleri, I

Bundan yaklaşık bir ay önce Ankara'da bir arkadaşımı cafede iki saate yakın bekledim. Bu iki saat esnasında sipariş verdim, internete bağlandım, lavaboyu kullandım, ister istemez başkalarının konuşmalarına kulak misafiri oldum, farklı müşterileri gözlemledim... vs. En sonunda arkadaşımla buluştuktan belli bir süre sonra da cafeden ayrıldım.

İşte bu mekandan çıktıktan sonra bir yazı dizisi yazmaya karar verdim. Yazı dizisinin başlığı da "Yaşanmış Hikayelerden Çıkan Pazarlama Dersleri"

Biz meraklı pazarlamacılar ister istemez girdiğimiz her ortamı gözlemliyoruz. Doğruları ve yanlışları kendi bakış açımızla hızlıca süzüyoruz. İşte bu yazı dizisi bu gözlemlerin bir sonucu.

Gelelim Ankara'da, Beşevler'de yer alan cafedeki gözlemlerime. Yanlışlar ve doğrular nelerdi? Önerilerim neler?



- Durum: Cafeye girer girmez daha oturmadan, kablosuz internet bağlantısı olup olmadığını sordum. Vardı.

- Yorum: Bu çağda kablosuz internet servisinin olmadığı bir işletme olmamalı diye düşünüyorum. Sizin işletmenizde yoksa yok mu?

- Durum: Oturur oturmaz netbookumu açtım. Doğal olarak, 17 yaşlarında olan garsona kablosuz ağın ismini ve şifresini sordum. Kablosuz ağın ismini sordum çünkü çevrede çok sayıda kablosuz ağ vardı. Ağın isminin WTX77 ve şifresinin de Kartal1903 olduğunu öğrendim.

- Yorum: Kablosuz ağınızın ismi işletmenizin ismi olsun. Hem böylece insanlar boş yere ağın ismini size sormazlar, hem de çevrede kablosuz internet erişimi olanlar, sizin markanızla yüz yüze gelir. Kablosuz ağınızın şifresi insanları rahatsız edebilecek bir şifre olmasın. Belki ben fanatik bir Galatasaraylıyım ve Beşiktaş'tan nefret ediyorum... Diğer taraftan çevredeki insanların tahmin edemeyeceği bir şifre olsun. Telefon numaranızı, markanızın adını şifre yapmayın derim. Biraz yaratıcı olabilirsiniz. Mojitosu meşhur bir bar işletmeniz varsa, şifreniz "mojitomuzu denediniz mi" olabilir. O dönemde ön plana çıkarmak istediğiniz bir ürününüzü de şifre olarak kullanabilirsiniz. "Fındıklı irmik helvası" nasıl? :)

-Durum: Genç garson işine karşı çok isteksizdi. Doğal olarak müşterilerin taleplerine çok ağır cevap veriyor, hatta kimi durumlarda kendisine ikinci kez hatırlatma yapılmasına yol açıyordu. "Soğuk içeceği acil istiyorum" diyen bir müşterinin çok susamış olduğunu anlayıp yemeği beklemeden müşteriye servis yapması gerekmez miydi?

Yorumum: "Fethiye'de Bir Otel, Starbucks ve Oprah Winfrey" ve "Gözünde Işık Olan Çalışanlar ve Tüketici Memnuniyeti" adlı yazılarım aklıma geldi birden. Sevgili işletmeci görmüyor musun? Çalışanın işini sevmiyor. Ya onu motive edeceksin ya da istekli çalışanlar bulacaksın. Hatanın çoğu sende ise, merak etme ilerleyen günlerde dükkanı ister istemez kapatacaksın.

-Durum: İlerleyen dakikalarda netbookun şarjı azaldı. Hava güzeldi ve içeri girmek istemiyordum. Dışarda bahçe duvarının iç taraflarında çok sayıda priz olduğunu gördüm. Şanslıydım. Ancak bunları şu an kullanamayacağımı öğrendim çünkü prizlerde elektrik yokmuş. Nedeni ise bahçe aydınlatmasıyla prizlerin elektriğinin aynı kablodan gitmesiymiş. Yani prizlere elektrik giderse bahçedeki lambalar da yanacaktı gündüz gözü... Ben de istemeye istemeye içeri girdim.

- Yorumum: Tüm işletmeler mekanlarınızdaki priz sayısını acilen arttırın derim. İnsanlar artık laptop, netbook, cep telefonu, cep bilgisayarı kullanıyor. Onlara kablosuz internet sunmasanız bile artık her yerden internete erişebiliyorlar ve kullanılan bu cihazların elektriğe ihtiyacı var. Müşterinizi mutlu etmek için samimi olmayan gösteriler yapacağınıza onun temel ihtiyaçlarına cevap verin. Ona elektrik sunun, pozitif ve negatif yüklü olsun :)

Hayata hep pozitif bakmanız dileği ile...

Yazı dizisinin devamı önümüzdeki günlerde.

Not: Lütfen siz de yaşadığınız deneyimleri bana iletmekten çekinmeyin. Yazı dizisinin devamında gönderdiğiniz örneklere yer verebilirim.

3 yorum:

  1. "Genç garson işine karşı çok isteksizdi. Doğal olarak müşterilerin taleplerine çok ağır cevap veriyor"

    Bu aralar sanırım moda bu olsa gerek benimde çok sık karşılaştığım bir durum.

    YanıtlaSil
  2. Ozan selam,
    Bu yazıdan bize bahsetmemiştin.Son derece pragmatist ve uygulanabilir yorumlarla dolu bir yazı olmuş.Pazarlamayı kapalı ofis duvarlarının arasından hayata indirdiğin için gün gelir de Türkiye'de bir pazarlama tarihçesi kitabı çıkarsa adın mutlaka yer almalı.

    YanıtlaSil
  3. Teşekkürler Mustafa. Gün gelir o da olur.
    Eminim senin de adın bu kitapta yer alacak. Teşekkürler güzel yorumun için.İçimizdeki pazarlama aşkının ölmemesi dileği ile.

    YanıtlaSil