31 Mayıs 2008 Cumartesi

Gözünde Işık Olan Çalışanlar ve Tüketici Memnuniyeti

Özellikle hizmet sektöründe tüketici ile temas kuran çalışanların (front-line workers) performansı şirketlerin başarısında, markaların değer trendlerinde kritik bir öneme sahiptir.

Dün başıma gelen, benim için ilginç olan, bir olay uzun zamandır üzerine düşündüğüm noktaları birleştirmemi sağladı ve bu yazıyı yazmamda katalizör görevi gördü.

Ankara'ya özel bir nedenle gitmem gerekiyordu, bir hafta önceden internet üzerinden gidiş dönüş biletimi Nilüfer Turizm'den almıştım. Nilüfer Turizm'i uzun süredir tercih etmemdeki en büyük neden servis noktası (Etiler,Uçaksavar) ve terminalinin (Kavacık) benim için çok verimli bir lokasyonlarda olmasıdır.



Günün sonunda İstanbul trafiği bir işkence değil mi kimi zaman? Hatta çoğu zaman...

Etiler'deki servis noktasından Kavacık'a vardığım zaman internetten aldığım biletin çıktısını almak için terminal ofisine uğradım ve yanlışlıkla Ankara'dan İstanbul'a bilet aldığımı öğrendim...

Hata tamamen bana ait. Kimseye kızamam.

Oranın yetkilisi yanan biletimi şirketin kısa sürede jest olarak telafi edebileceğini ve bunun için doldurmam gereken formu bana getirdi. Güzel...

Aynı görevli yan taraftaki rakip firmanın terminaline kadar benimle eşlik etti... Orada malesef bir bilet bulamadım ama yine de gördüğüm ilgiden dolayı mutlu oluyordum.

Önümde üç seçenek vardı. Birinci seçenek eve gidip kapının önündeki arabayı alıp Ankara'ya gitmek için gecenin bir yarısı yola çıkmak, ikinci seçenek gece 1:30 otobüsünün gelmesini beklemek ve bir koltuğun boşalmasını ummak ya da sabah 7:00 otobüsüne bilet alarak evin yolunu tutmak.

Hafif içkili olmam ilk seçeneği elememe yol açtı. Üçüncü seçeneği tercih edersem çok mutsuz olacağımı biliyordum. Eve yenilgi ile dönmek istemiyordum. İkinci seçenek içerdiği riskle birlikte fırsatları da barındırıyordu... Bir saat beklemeye karar verdim.

Ve sonunda beklediğim otobüs geldi. Görevliden bir bayanın yanının boş olduğunu öğrendim ve dışarıda bekleyen o bayanın yanına giderek Ankara'ya nişan için gittiğimi ve bir yanlışlık sonucu biletsiz kaldığımı belirttim... En masum ses tonumla onu ikna etmeye çalıştım. Aldığım cevap "Ben özellikle bayan yanı istemiştim."... Benim bu cümleden yaptığım çıkarım "Ben senin ne durumda olduğunla ilgilenmem, yalnız başıma iki koltuğa da yayılırım."

Ve bir tesadüf beni bekliyordu... Riskin içindeki fırsat ortaya çıkıyor gibiydi. Ofise gelen bir beyfendi yanlışlıkla yanında bir bayanın olduğunu görevliye söyledi. "İşte budur" dedim.

Benden şimdiye kadar yardımını esirgemeyen görevli hemen beyfendinin yanındaki hanımefendi ile konuştu ve kendisi de gayet anlayışlı bir şekilde yan tarafı boş olan bayanın yanına geçti. Ve ben artık Ankara'ya bu otobüsle gidebilirdim...

Gelelim hissettiklerime...

Nilüfer Turizm yetkilisinin gözündeki o ışığı görebiliyor ve verdiği elektiriği hissedebiliyordum. Yardımcı olmak istiyordu. İşini sahipleniyordu. Samimiydi...
Zaten samimiyet değil miydi bu çağda ihtiyaç duyduğumuz?

*

Şunu çok net söyleyebilirim ki bir hizmeti alırken, firmanın çalışanlarının bana verdiği enerjinin kutbu ve derecesi o firma ile çalışmaya devam edip etmeme kararımda en temel rollerden birini oynamaktadır.

Ve milyonlarca insan da bunu yapıyor. Bilinen bir gerçek var ki çoğu kişi o hizmeti bırakmasının nedenini çok net bir şekilde açıklamıyor. Üzerinde düşünmüyor. Kimi firmalar da bunun üzerinde yeterince durmuyor.



Gözleri parlayan, pozitif enerjisi dışarı taşan çalışanların şirketlerin başarısında, cirosunda çok önemli paya sahip olduğunu ve buradan hareket ederek bu özelliğe sahip çalışanlara şirketlerin iyi sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum.

*Bu resim www.bulentozcan.com adlı siteden alınmıştır