İşte bu askeri terimden hareket eden Jay Conrad Levinson “Gerilla Pazarlama” (Guerilla Marketing) kavramını aynı isimli kitabında 1984 yılında ilk ortaya atan kişi oldu. Ve bundan sonra bu terim büyük pazarlama bütçelerine kıyasla kısıtlı kaynaklarla; zeka dolu, sıradışı ve farklı iletişim çözümleri ile beklenenden fazla hedef kitleye ulaşmayı ifade etmek için kullanılmaya başlandı.
Kuş yemi satan bir firmada pazarlama yöneticisi olduğumuzu varsayalım. Medya ajansımız vasıtası ile kiraladığımız bir outdoor reklam alanı gayet normal bir medya satınalması ve sadece kısıtlı bir kitleye ulaşabileceğimiz mecrayken, yaratıcı ajansımızdan gelen bir fikir ile bu sınırlı alan bir anda geniş kitlelerin markamızı tanımasına fırsat veren bir alana dönüşebilir. O fikir, kuş yemi kutusunun üzerine gerçek bir yemlik koyarak kuşları çekmektir. Böylece insanlar bu reklama daha fazla dikkat edecek, şaşıracak, gülecek, arkadaşlarına anlatacak ve reklamın fotoğrafını çekerek tanıdıkları ile paylaşacaktır. İşte bu bir gerilla pazarlamadır. İçinde zekayı, sıradışılığı ve farklılığı barındırmaktadır. Onu bu kategoriye sokan ise az bütçe ile büyük etki yaratmasıdır.

Ya da erkeklere hitap eden bir deodarant markasının marka müdürü olduğumuzu düşünelim. Markamızın temel iletişim stratejisi ürünlerimizi kullanan erkeklerin kadınlar tarafından daha fazla beğenilmesi ve arzulanması olsun. Ve bir gün bir çalışanımız veya ajansımız yaratıcı bir fikirle geliyor. Binalarda bulunan acil durum çıkışını sembolize eden görsellerin yanına konulan ek bir pano ile ortaya çıkan görüntü ve daha sonra bunu gören insanların bu fikri konuşması, paylaşmasıyla ortaya çıkan; medya değeri binlerce doları bulan bir iletişim çalışması. Yine az bütçe, yine büyük etki.

Ya da bırakalım bir takım markaları veya büyük firmaları, piyasaya yeni girmiş bir avukat olduğumuzu düşünelim. Bir gün başlarına bir şey geldiğinde bizleri aramalarını umarak bastırdığımız kartviziti eşe dosta dağıtıyoruz. Belki de bizim o büyük umutlarla verdiğimiz kartvizitler bir hafta içinde kayboluyor veya bir kenara atılıyor. Peki bu kartvizitin arkasına yıllık bir takvim bastırsak nasıl olur? İnsanlar bizim kartvizitimizi aynı zamanda takvim olarak da kullansa ne kaybederiz? Bence çok şey kazanırız. Böylece daha fazla gözlerinin önünde olmaz mıyız? Yine bir gerilla pazarlama örneği. İyi fikir, az bütçe, kendi çapında büyük etki.
Gelişen teknoloji ile birlikte gerilla pazarlama fırsatlarının daha da arttığını düşünüyorum çünkü parlak iletişim fikrinden doğan çalışmaları insanlarla paylaşmak için bilgisayarının başında oturan milyonlar var. Ellerindeki gelişmiş telefonlarla çektikleri video ve fotoğrafları anında paylaşım sitelerine gönderen milyonlar neden bizim markamıza hizmet etmesin? Yeter ki onlara marka değerimizi destekleyen parlak fikirlerle gidelim.
Şimdi biraz parlak fikirler için düşünme zamanı.
Not: Bu yazıyı yazarken yanından ayrılmak zorunda kaldığım Pınar'a armağan ediyorum :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder