Pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2013 Cumartesi

8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi

Maslow'u bilmeyeniz yoktur. Meşhur ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisinin sahibi. Türkiye'de yaşadıkça, haberleri okudukça, gözlem yaptıkça ve yurtdışına çıktıkça sık sık aklıma gelen bir teori.

Kısaca hatırlayalım isterseniz teoriyi:
Maslow teorisi, insanların belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamalarıyla, kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturan daha 'üst ihtiyaçlar'ı tatmin etme arayışına girdiklerini ve bireyin kişilik gelişiminin, o an için baskın olan ihtiyaç kategorisinin niteliği tarafından belirlendiğini söz konusu etmektedir. Maslow'un kişilik kategorileri kendi aralarında bir dizilim oluştururlar ve her ihtiyaç kategorisine bir kişilik gelişme düzeyi karşılık gelir. Birey, bir kategorideki ihtiyaçları tam olarak gideremeden bir üst düzeydeki ihtiyaç kategorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez.
Maslow, gereksinimleri şu şekilde kategorize etmektedir.

  1. Fizyolojik gereksinimler (nefes, besin, su, cinsellik, uyku, denge, boşaltım)
  2. Güvenlik gereksinimi (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği)
  3. Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık)
  4. Saygınlık gereksinimi (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı)
  5. Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdem, yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü)¹
Bir toplumda piramidin üstüne çıkmış insanların oranı ne kadar fazla ise o toplum o kadar gelişmiştir diyebiliriz.

Türkiye'de piramidin fizyolojik gereksinmeler kısmında yani temelinde ciddi sorunlar var. TUİK'in verilerine göre (2009 çalışması) Türkiye'de 13 milyon yoksul var, nüfusun %18'i yoksul. TUİK'in sitesinde piramidin alt katmanında yer alan cinsellik konusunda bir veri göremedim. Bu konuda da Türkiye'nin karnesinin iyi olduğunu düşünmüyorum. "Karnenin iyi olması ile neyi kastediyorsun?" diye sorarsanız, "kişilerin cinselliklerini özgürce ifade etmelerini ve yaşamalarını" kastediyorum. Aşağıdaki eğlenceli video tabii ki de bilimsel olarak bir anlam ifade etmez ama yine de beni gülümsettiği için paylaşmak istedim.


Cinsellik deyip geçmeyin. Sağlıklı yaşanmayan cinselliğin etkilerini hayatımızın her alanında görüyoruz. Alın size örnekler:

Toplumda sağlıklı cinsellik yaşansaydı; 

- Kadınlara yapılan taciz (otobüste, yolda, yeni yıl kutlamalarında vs.) bu kadar yüksek seviyede olur muydu?

- Türkiye'nin en çok ziyaret alan önde gelen haber siteleri soft porno sitesi kıvamında olur muydu? Serdar Kuzuloğlu Dubai'den Milliyet ve Hürriyet.com'a giremediğini zamanında belirtmişti.

-  Tecavüze (Kimi zaman yakınları ve akrabaları tarafından) uğrayan kadınlar töre cinayeti adı altında öldürülür veya intihara zorlanır mıydı? İzlemeyenler için Mutluluk filmini tavsiye ederim.

- Gece kulüplerinde "damsız girilmez" uygulaması yapılır mıydı? 

- Evlilik öncesi polikliniklerde kızlık zarı operasyonu geçiren kişilerin haberlerini duyar mıydık? 

- Erkeklerin cinsel tecrübe hikayelerinin realitede 3'e, 4'e bölünmesi, kadınların ise, tam tersi çarpılması gibi iki yüzlü bir durumu yaşar mıydık? (Belki samimiyetimizi  gitgide kaybettiğimiz için bebek, kedi ve köpek videolarını bu kadar seviyoruz.)

- Reklamcılar bu kadar cinsellik öğesi barındıran reklam yapar mıydı? 

Bilmiyorum... Piramidin altındaki konulardan bahsediyoruz. Yani işin temeli. Hayatımızda çok şeyi etkiliyor. Biraz düşünün siz de isterseniz ve yorumlarınızı yazın lütfen.

Umarım bu topraklarda insanlar kendilerini önümüzdeki yıllarda daha rahat ifade edebilir, özgürce yaşarlar her şeyi ve piramidin üstüne çıkar, kendini gerçekleştirme (self-actualization) aşamasına gelirler. 

Bu vesile ile tüm kadınların kadınlar gününü kutlarım.

Sağlıcakla kalın.

Not: Herhalde kimse bu yazdıklarının pazarlama ile ne ilgisi var demez diye düşünüyorum. İnsanı konuşuyoruz burada. Unutmayın insana dair her şey pazarlamacıyı ilgilendirir. 

(1) http://tr.wikipedia.org/wiki/Maslow_teorisi 

16 Ağustos 2009 Pazar

Gerilla Pazarlamanın Tam Zamanı Değil Mi?

Gerilla savaşı küçük ve gizli birliklerin düzenli bir orduya karşı yürüttükleri yıpratma savaşı taktiği, zayıf kuvvetlerin güçlüye karşı uyguladığı direniş savaşının unsurudur...

İşte bu askeri terimden hareket eden Jay Conrad Levinson “Gerilla Pazarlama” (Guerilla Marketing) kavramını aynı isimli kitabında 1984 yılında ilk ortaya atan kişi oldu. Ve bundan sonra bu terim büyük pazarlama bütçelerine kıyasla kısıtlı kaynaklarla; zeka dolu, sıradışı ve farklı iletişim çözümleri ile beklenenden fazla hedef kitleye ulaşmayı ifade etmek için kullanılmaya başlandı.

Kuş yemi satan bir firmada pazarlama yöneticisi olduğumuzu varsayalım. Medya ajansımız vasıtası ile kiraladığımız bir outdoor reklam alanı gayet normal bir medya satınalması ve sadece kısıtlı bir kitleye ulaşabileceğimiz mecrayken, yaratıcı ajansımızdan gelen bir fikir ile bu sınırlı alan bir anda geniş kitlelerin markamızı tanımasına fırsat veren bir alana dönüşebilir. O fikir, kuş yemi kutusunun üzerine gerçek bir yemlik koyarak kuşları çekmektir. Böylece insanlar bu reklama daha fazla dikkat edecek, şaşıracak, gülecek, arkadaşlarına anlatacak ve reklamın fotoğrafını çekerek tanıdıkları ile paylaşacaktır. İşte bu bir gerilla pazarlamadır. İçinde zekayı, sıradışılığı ve farklılığı barındırmaktadır. Onu bu kategoriye sokan ise az bütçe ile büyük etki yaratmasıdır.



Ya da erkeklere hitap eden bir deodarant markasının marka müdürü olduğumuzu düşünelim. Markamızın temel iletişim stratejisi ürünlerimizi kullanan erkeklerin kadınlar tarafından daha fazla beğenilmesi ve arzulanması olsun. Ve bir gün bir çalışanımız veya ajansımız yaratıcı bir fikirle geliyor. Binalarda bulunan acil durum çıkışını sembolize eden görsellerin yanına konulan ek bir pano ile ortaya çıkan görüntü ve daha sonra bunu gören insanların bu fikri konuşması, paylaşmasıyla ortaya çıkan; medya değeri binlerce doları bulan bir iletişim çalışması. Yine az bütçe, yine büyük etki.



Ya da bırakalım bir takım markaları veya büyük firmaları, piyasaya yeni girmiş bir avukat olduğumuzu düşünelim. Bir gün başlarına bir şey geldiğinde bizleri aramalarını umarak bastırdığımız kartviziti eşe dosta dağıtıyoruz. Belki de bizim o büyük umutlarla verdiğimiz kartvizitler bir hafta içinde kayboluyor veya bir kenara atılıyor. Peki bu kartvizitin arkasına yıllık bir takvim bastırsak nasıl olur? İnsanlar bizim kartvizitimizi aynı zamanda takvim olarak da kullansa ne kaybederiz? Bence çok şey kazanırız. Böylece daha fazla gözlerinin önünde olmaz mıyız? Yine bir gerilla pazarlama örneği. İyi fikir, az bütçe, kendi çapında büyük etki.

Gelişen teknoloji ile birlikte gerilla pazarlama fırsatlarının daha da arttığını düşünüyorum çünkü parlak iletişim fikrinden doğan çalışmaları insanlarla paylaşmak için bilgisayarının başında oturan milyonlar var. Ellerindeki gelişmiş telefonlarla çektikleri video ve fotoğrafları anında paylaşım sitelerine gönderen milyonlar neden bizim markamıza hizmet etmesin? Yeter ki onlara marka değerimizi destekleyen parlak fikirlerle gidelim.

Şimdi biraz parlak fikirler için düşünme zamanı.

Not: Bu yazıyı yazarken yanından ayrılmak zorunda kaldığım Pınar'a armağan ediyorum :)