Hesap verebilir yönetimin anlamı; yönetimin, aldığı karar ve aksiyonların sonrasında ortaya çıkan sonuçlara (başarı veya başarısızlık) göre ödüllendirilmesi veya cezalandırılmasıdır. Adı üstünde, "yönetimin hesap vermesidir".
Konuyu şirketler özelinde düşünürsek, hisse yapısının bu konuda oldukça belirleyici olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye ekonomisinde önemli yer tutan Küçük ve Orta Boy İşletmelerin (KOBİ) ana hissedarları ile yöneticileri genellikle aynı kişiler. Yöneticilerin vizyonu, aldıkları stratejik kararlar şirketin geleceğini ve kendi geleceklerini birebir etkilemekte. Eğer bu şirketlerde profesyonel yöneticiler dümenin başındaysa, ana hissedarlara fazlası ile hesap verebiliyorlar. Fazlası ile derken kimi zaman inanmadıkları birçok kararı sırf patronlarla ters düşmemek için aldıklarını ifade etmeye çalışıyorum. O açıdan, profesyonel yönetici ne kadar vizyoner olursa olsun yapabilecekleri patronların vizyonu ile sınırlı kalabiliyor. Hatta bu durum sadece KOBİ'ler için değil Türkiye'nin birçok büyük ve köklü aile şirketleri için de geçerli. Özellikle aile şirketlerinde kurucunun yaşlanması ve işin içine 2. ve 3. kuşak temsilcilerin girmesi ile şirketi uyum içinde yönetmek gitgide zorlaşabiliyor ve işler rayından çıkabiliyor. Bu konuda Aspen Family Business Group kurucusu David Bork'un ifadeleri oldukça anlamlı:
Aile şirketlerinde uçağı baba kullanıyor. Uçak havadayken baba kalp krizi geçiriyor. Gerida kalan herke uçağı kullanmaya talip oluyor. Ama kimse "Uçak kullanmayı biliyor muyum, ben pilot muyum?" diye kendine sormuyor. (Yıllar önce Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanan, Bork ile yapılan röportajı okumak için tıklayın.)
Özellikle büyük yapılarda kurumsallaşmayı ve sistemi oturtmak hayati önem taşıyor. Yönetimin hesap verme şekli, şirketin ve hatta ülke ekonomisinin (büyük şirketlerin ekonomi üstündeki etkisini düşünürsek) geleceğini etkileyecek önemli konuların başında geliyor. Amerika'da 2001 yılı Aralık ayında iflasını açıklayan enerji devi Enron'da yaşanan gelişmeler işin ciddiyetini ve önemini o dönemde herkesin önüne serdi. Enron Skandalı ile birlikte üst düzey yöneticilere sunulan hisse opsiyonları ve bonuslar daha fazla sorgulanır oldu.Sonuç olarak, işimizi yönetirken özellikle bu iki kavrama; pazarlama zekası ve hesap verebilir yönetim; odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum. Bugün işlerin yolunda gitmediği kurumlarda (Futbol kulüpleri, siyasi partiler, şirketler, vakıf ve dernekler vs.) sadece bu iki değerli noktaya bakın, ne dediğimi daha da iyi anlayacaksınız.
Sağlıcakla kalın.
* Karikatürü http://www.hermes-press.com/enronindex.htm sitesinden aldım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder