.jpg)
Blog için yazdığım ilk yazının son paragrafının, logonun okunmasına yardımcı olacağını düşünüyorum.
Tesadüf eseri şu sıralar okuduğum bir kitabın içeriği logonun üzerindeki renkleri çağrıştırıyor bana...
Kitabın adı; Türkiye'de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey**; yazarı Akdoğan Özkan.
Akdoğan Özkan kitabın giriş yazısında Borges'in 85 yaşında kaleme aldığı bir şiirini bize aktarıyor ve Ölü Ozanlar Derneği filminden bir alıntı ile yazısını tamamlıyor.
"Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer,
Korkmazdın daha çok riske girmekten,
Daha çok yolculuğa çıkar,
Gündoğumlarını kaçırmazdım asla,
Hele dağlara tırmanmanın keyfini.
Hiç bilmediğim yerlere giderdim gidebildiğimce.
Doyasıya dondurma yer, boş verirdim kuru nimetlere"
Demek ki, arada güvenli limanlardan ayrılıp riske girmek, belki de "kendimize yeni bir hayat ısmarlamamız" şart...
...
Ölü Ozanlar Derneği filminde Profesör Keating'in öğrencilerine "Carpe Diem" aşısı yaptığı ilk dersinde kitaptan okuttuğu satırlarda denildiği gibi:
"Kopar goncaları henüz vakit varken bugün
Anlamazsın zaman nasıl kanatlanır, uçar gider
O gonca sana gülücükler saçarken bugün
Gelince yarın, sararır solar, boynunu büker"
Adından da anlaşılacağı gibi kitap 101 öneriden oluşuyor... Bu tavsiyeleri okudukça "İşte bu mekanlar, coğrafyalar, eserler vs. değil mi hayatın renkleri?" diye düşünüyorum.
Doğal olarak insan kendine soruyor "Ben bunlardan hangilerini yaptım?" diye.
Yapmadığım çok şey olduğunu görünce biraz kendime kızmadım desem yalan olur...
Dut silkelemiş, babamı meyhaneye götürmüş, kanoyla olmasa da balıkçı teknesi ile Kekova'yı dolaşmıştım... Ama annemi İstanbul'da Asitane'ye götürmemiş, Küre Dağları'nda trekkinge çıkmamış, Cağaloğlu Hamamı'nda sefa yapmamıştım...
Kekova, Fotoğraf:Sam Field
Tabi ki önemli olan birebir yazarın önerilerini yerine getirmek değil, kendi isteklerimiz ve hayallerimiz doğrultusunda bu coğrafyadaki değişik renkleri görmek...
Ve eminim ki o zaman biraz daha farklı bakmaya başlayacağız hayata, olaylara, insanlara ve hepsinden de önemlisi kendimize.
Akdoğan Özkan 101 şeyin içine "En Güzel Kitapları Oku" adlı bir bölüm eklemeyi de ihmal etmemiş ve kendince bir liste oluşturmuş ve bunun oldukça öznel bir liste olduğunu da belirtmiş. İçinde benim de sevdiğim bir çok kitap var.
Şöyle bir bakınca listeye, Cemal Süreya'yı ve onun 50 yaşındaki kitabı Üvercinka'yı bulamadım. Doğan Hızlan'ın Hürriyet Gazetesi'nde yazdıklarından etkilenerek ve Cemal Süreya'ya saygımı ifade etmek için yazımı onun çok sevdiğim bir şiiri ile kapatmaya karar verdim.

AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel lâflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lâfların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik
Cemal Süreya (1954)
* Arkadaşım Gül'e logo için uğraşları dolayısı ile teşekkürü bir borç bilirim.
** Özkan Akdoğan, Türkiye'de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey, 2007,İnkilap Kitapevi