13 Aralık 2012 Perşembe

Yaşanmış Hikayelerden Çıkan Pazarlama Dersleri VII

Hepinize merhaba,

"Yaşanmış Hikayelerden Çıkan Pazarlama Dersleri" başlığı ile bu blog yaşadığı sürece çok sık karşılaşacaksınız. Gerçekten hayatın birçok alanından, pazarlama dersi niteliğinde örnek çıkarmak mümkün. Yeter ki biraz pazarlamacı gözüyle bakalım dünyaya.

Müşterilerinize Kendini Değerli Hissettirin

Durum:
Geçen günlerde çok sevdiğim alışveriş merkezlerinden biri olan Kanyon'a gittim. 3 saatten fazla vakit geçirdim alışveriş merkezinde. Sinemaya gittim, sonrasında yemek yedim. Yani Kanyon'da para harcadım. Eskiden otopark için 1-6 saat arası için 5 TL para ödenirken, yeni fiyat yapısı ile 3-6 saat arası arabanız otoparkta kalırsa 10 TL ödeneceğini öğrendim. Tahminim, bu değişikliğin nedeni artık 3 saate kadar aracınızın otoparkta kalması ve alışveriş yapmanız durumunda hiç para ödemeyecek olmanız. Yani ticari anlamda bir taraftaki kaybın diğer taraftan çıkartılması söz konusu. Bu konudaki eleştirimi Kanyon'a Twitter'dan ilettiğim zaman bana sadece yeni otopark fiyat politikası ile ilgili bilgi verildi. Yani kısacası benim bildiğim bilgi bana tekrar iletildi. Ben ise kendilerine bir öneri de bulunmuştum ("@kanyon_da Bu fiyatlama politikanızı lütfen gözden geçirin. 3-6 saat kalıp minumum 50 TL'lik fiş ibraz eden kişiden 5 TL alın örneğin") Bana bu önerime karşılık en azından şöyle bir cevap verilebilirdi: "@ozantatar Öneriniz ilgili birimlere iletilmiştir. Teşekkürler."

Geçen günlerde başka bir konuda Hollanda Kraliyet Hava Yolları'nı (KLM) eleştirdiğim zaman ise aşağıdaki cevabı aldım ve aldığım cevabı hemen retweet ettim. Düşüncelerimin dikkate alındığını hissetmek beni mutlu etti.
Yorum:
Size samimi eleştiride bulunan müşterilerinize teşekkür edip, onların yorumlarını mutlaka şirketin ilgili birimlerine iletin. İletin ki müşteriniz kendisini değerli hissetsin, ilgili departmanlar uygulanabilir eleştirileri dikkate alıp aksiyona geçsin ve şirketteki süreçler optimize edilsin.

Bir Hikayeniz Olmalı

Durum:
Geçen günlerde Edinburgh'a gittiğim zaman The Scotch Whisky Experience adlı mekanı ziyaret ettim. İçinde barı, dükkanı, 3.500 şişe İskoç viskisi ile dünyanın en büyük İskoç viski koleksiyonunu (Claive Vidiz adlı Brezilyalı bir koleksiyonere ait hazineyi sonrasında Diageo satın alıyor.), tadım aktivitelerini ve viskinin yapılışını anlatan turu barındıran bu mekanı gezmek benim için oldukça keyifliydi. Bana orada anlatılan her şey aklımda kalmasa da yaşadığım deneyimi hayatım boyunca unutmam mümkün değil.
Hemen aklıma içinde büyük bir kültürü barındıran bu coğrafyanın içkisi rakı geldi. Acaba biz neden Türkiye'ye gelen turistlere böyle bir deneyim sunmuyoruz. Neden böyle bir değeri içine farklı zenginlikleri de katarak pazarlamıyoruz. Tam bunları düşündüğüm günlerde 1944 yılında faaliyetine başlayan ve 68 yıldır Cercle d'orient binasında faaliyet gösteren İnci Pastanesi kapatıldı. (İnci Pastanesi'nin resmi bir sitesinin olmaması da işletmecisinin ayıbıdır. Konuyu dağıtmamak adına buna girmiyorum.) Bu duruma üzüldüm, kızdım.

Yorum:
Her şeyin birbirine benzediği bir dünyada turistlerin ilgisini farklılıklar ve sahip olduğunuz değerler çekiyor. Bu değerleri ve tarihi ne kadar iyi yansıtırsanız turizm pastasından o kadar pay alırsınız. Türkiye olarak bu konuda başarılı olduğumuzu hiç düşünmüyorum. Kültürümüzün bütün unsurlarını (Bunun içine 3 kuşaktır işletilen bir pansiyonu da katıyorum.) anlamlı bir şekilde turistlere sunmadığımız sürece uçak biletlerinin ucuzladığı küreselleşen dünyada ülkemize para harcayan turisti çekmemiz çok kolay olmaz. Aksine para harcayan yerli turistin de tatil dönemlerine Türkiye'de kalması için çok fazla bir neden kalmaz.

İki başlık altında topladığım yukarıdaki konularla ilgili sizin görüşünüz nedir?

Sağlıcakla kalın!

2 yorum:

  1. Ozan Bey elinize sağlık. Çok özlemiştik bu yazı dizinizi.

    Bana göre pazarlamanın en önemli unsurlarından olan deneyim yaşatmak ve kişilere göre yanıtlar verebilmek, üretmek ülkemizde gelişmemiş olan durumlar. Ne yazıkki işletmelerimiz şikayet/öneri/temenni durumlarında herkese aynı yanıtları gönderiyor. Ulus olarak ayrıntılara hiç değer vermediğimizi düşünüyorum; tekil kişiler hep ayrıntı olarak görülüyor. İşte bu yüzden ne deneyim yaşatabiliyoruz ne de insanlara değerli olduklarını hissettirebiliyoruz. Üzgünüm ama hala 'satış' yapana kadar pazarlamacıyız.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Necip.
    Gerçekten ayrıntılar bütünü oluşturuyor ve bu yüzden çok önemli. Görüşmek üzere. Sevgiler.

    YanıtlaSil