
Değişik sektörlerde faliyet gösteren firmalar mevcut müşterilerinin daha çok tüketmesi dışında yeni müşteri kazanımı için farklı strajilerden hareket ederek aksiyon planlarını hayata geçirmektedir... Bu yazının konusu bu detayları konuşmak değildir. Bütün bu çabaların (herkesin pazar payını arttırmaya çalıştığı ortamda) sonrasında geçen gün İstinye Park'ta gördüğüm bir manzara ve duyduğum rahatsızlıktır...
Değişik ortamlarda; barlar, alışveriş merkezleri, dolmuş, otobüs, taksi, restorant vs; insanları gözlemlemeyi seviyorum. Geçen haftasonu İstinye Park'a ailemle birlikte gittiğim zaman ister istemez radarlarım açıktı... Bir mağazanın vitrinine bakarken üç bayan dikkatimi çekti. Bir tanesi 35-38 yaşlarında oldukça bakımlı bir bayandı, yanında ise konuşmalarından anladığım kadarı ile iki kızı vardı... Bir tanesi 17-18 yaşındayken, diğeri tahminimce 8-10 yaşındaydı... Üçünün de giyimleri ve aksesuvarları neredeyse birbirinin aynısıydı...

Büyük abla için söylencek bir şey yok. Annesine özenmesi, rol model olarak onu alması kadar doğal bir şey yok. Annesinin çantası var, onun da olmalı, annesi topuklu ayakkabı giyiyorsa kendi de giyebilir... İlginç olan ise 10 yaşındaki ufaklığın ise giyim ve kuşamı ile ablasının bir kopyası olmasıydı... İşte bu durumdan rahatsızlık duydum. Neden mi?
Çocuk sayılabilecek bir yaşta olan birinden farklı davranış biçimleri, farklı yaklaşımlar görmeyi arzuluyorum... Bu kadar hızlı büyümek(!) yaşadığımız bu dünyayı daha renkli mi kılacak? Bu durumdan üçüne de aynı telefonu satan telefon firması, üçüne de aynı çantayı satan perakendeci vs mutlu olabilir. Ama ben mutlu değilim... Daha renkli, daha doğal bir dünyaya mı götürecek bu yaşadıklarımız bizi?
Acaba pazar payını büyütürken yaşadığımız dünyayı mı küçültüyoruz, ondan mı çalıyoruz payı yoksa?
Sağlıcakla Kalın.