Her şeyden önce çok beyfendi bir insandır. Çabuk öfkelenmez, soğukkanlılığını korur...
İyi bir stratejisttir. Eğer üzerinde durduğu konuya hakimse "işi" bir A4 kağıdına ana maddeler halinde alt gruplara ayırarak, ufak bir tablo ile özetler. (Hala her işte kullanıyorum bu yaklaşımı, konu ne olursa olsun anlamlı parçalara bölüp işi yönetmek çok kolay oluyor gerçekten.)
Çok düzenli bir insandır... Masası her zaman az sayıda materyal ile doludur. Bu bir tarz meselesi, ben de seviyorum bu yaklaşımı. Bu düzen insanın "zihnini berraklaştırıyor" diye düşünüyorum. Kartvizitlerini koyduğu kutusunu görünce hemen örnek alarak bir tane de ben almıştım ilk iş olarak... Hala kullanırım. Bütün gelişen teknolojiye rağmen şart olduğunu düşündüğüm ofis malzemelerinden biri olarak görüyorum bu kutuyu...

İyi bir satışçı değildir Güven Borça. Bana göre "beyfendilikle" "satışçı olmak" zıt karakterleri barındırmaktadır. Yukarıda belirttiğim gibi Güven Bey iyi bir stratejisttir ama iyi bir satışçı değildir... Olmasına gerek var mı? Tabi ki de yok. Kimi zaman da gerekebiliyor o ayrı:)
Duyarlıdır Güven Bey... Toplumsal gelişmeleri takip eder, sizin de bildiğiniz gibi işinin dışında gözüken konularla ilgili düşünce üretmeyi de sever. Bir Boğaziçi'li olarak ODTÜ'lülerin bu anlamlı duyarlılıklarını seviyorum...
Bilgiyi paylaşmayı sever. Müşteri ziyaretlerine giderken, yol boyunca yılların birikimi olan bilgi ve tecrübelerinden faydalanmayı bir fırsat olarak görmüşümdür ve bunu değerlendirmişimdir. Kim bilir kaç yüz soru sormuşumdur kendisine. Bir kez olsun "Çok soru sordun." da dememiştir...
Güler yüzlüdür... Bu çok önemli. Karşınızdaki patronunuz güler yüzlü ise, işinizi de seviyorsanız çok şanslısınızdır.
Teşekkürler ilk patronum.
Saygılarımla.